logo
Fotoğraf Galerisi

Kabullenme Üzerine

5 years, 7 months ago Birkaç Cümle 0

Hayat o denli garip bir şey ki tarifi imkansız. İmkansız olduğu kadar da bir o kadar basit milyonlarca anlamı var.. Belkide bu kadar sevebilnenizin en büyük nedeni hayatımıza göre şekil değiştirenbu çeşitliliktir..

Garip dedim ya bu garipliklerin en başında acılar gelir. Düşünüyorumda ne gerek vardı sanki onva acıya, onca vurguna ?

Gariptir, ne istersek isteyelim hiçbir zaman istediğimizde vermez bizlere, hep saklar bir kenara uğraşmamızı, çabalamamızı ve kimi zaman üzülmemizi bekler, Kimi zamanda hiç vermez..

Bunu bilmemize ramen inatla ve hırsla istediklerimizin o an gerçekleşmesini beklemek en büyük beklentimiz olması ne kadar da garip..

Biz insanoğlu hep kendi çevremizde dönen bir dünyada yaşarız. Hani galileo dinyanın kendi çevresinde döndüğünü kanıtladığını sansa da öyle olmafığını iddia edebilirim. Dünya yer yüzündeki her insan için kendi etrafında döner. Bizler nereye gidersek gidelim dünyanın merkezi oraya kayat (yada biz öyle sanarız).. Bu da insanoğlunun garipliğidir işte. .

Tamda mevzu burda başlar, insanların bu merkez kargaşası hayatın her alanında, her yerinde ve her zaman karşımıza çıkar. Her an mutlaka ve nutlaka bizlere dokunan, canımızı acıtan olaylara maruz kalırız. Oysa gerek yoktur böyle şeylere..

Hiç mutlu olamayacak mıyım ?

Neden hep ben ?

Benim suçum neydi ?

Gibi onlarca soru zihnimizi kemirir durur. Hep mutlu olmanın özlemini yaşar, hiç mutlu olamayız (öyle mi acaba ?). Nitekim çevremizdeki insanlar bizleri üzüyordur ve hatta o denli bize acı çektiriyordur ki yaşamak ızdıraptır bizim için !

Sonra herşeyden soğuyup kendimizi bir kutuya kapatırız kimse dokunmasın diye, kimse bizi üzmesin diye..

Birde bakarız ki o kutu her geçen gün büyümekte ve her geçen gün daha da karanlıkta kalmaktadır.

Bu defa da yanlızlığa ve karanlığa isyan etmeye başlarız. Hayat bizi hep yanlız bıtakmıştır, biz hep yanlız mı olacaktık ?

Bitmek bilmeyen sonsuz bir döngüdür bu çebrim kaç, saklan ve kovalan..

Yaşadıklarımız hep büyükyür bizim için hiç üzülmeyiz dedimya işte ben bunu oldum olasıya anlayamamışımdır.. İnsanoğlu duygusaldır, en sert karakterlisi, en yüreği taş olanı dahi acıyı tatmış, gözleri yaşarmıştır..

Yaşadığımız sürece belli bir seviyede mutluluk, sevinç, hüzün, acı ve heyecan ruhumuzda salınım yaparken bizim güzellikleri, kolay olanı benimseyip zor olana inadımızın sonucudur aslında mutsuzluk (her ne kadar bu kelimenin tanımsız olduğunu düşünsemde).

Tüm bunların başlangıcı şu bizim dünyanın merkezi aslında. Onca farklı merkez yerine galileo’nun dediklerini kabullenip ortak bir dünyada yaşasak bu denli mutsuz olmaxdı insanoğlu..

Nasıl mı ?

Şöyle ki bizler üzülmenin dozuna bakmaksızın üzülmeyi ve acıyı hep reddederiz, bizler katlanmak istemeyiz.. Oysa hayatın en temel taşlarıdır acı ve hüzün. Yüreğimizi sağlamlaştıran, yaşama yerleşmemizi sağlayan ve bizleri hayata katşı koruyan..

Acı olmasaydı mutluluk olmazdı, hüzün olmasaydı sevinç olmazdı..

İnsanlar gibi duyguları da bir birinin zıttı çiftler olarak yaratılmış. Ne kadar garip değil mi ? Biri olmadan diğerinin bir anlamı yok..

Elbette bu yaklaşım mazoşist bir yaklaşım demeden biraz daha açıkliyim.

Şöyle ki acıya ve hüzüne olan nefretimiz bizleri genelde kçr eder, yaşadığımız hayatta, bulunduğumuz anda yaşafığımız bazı şeyleri görmeden geçeriz..

Saklandığımız kutunun dışında bizi mutlu eden ne olursa olsun göremeyiz..

yaşadıklarımıza olan nefretimiz körüklendikçe yaşayabileceklerimiz kaybolur gider uzaklara..

Acının dozuna göre acıtma isteği dolar yüreğimize..

Gelecek karanlıktır ve göremeyiz..

Oysa ki hayatın içinden bir parça olarak görebilirsek bu denli kör olmaya, bu denli karanlıkta yaşamaya gerek kalmaz..

Hayat süre gelen onca yaşananla birlikte geleceğe umutla bakabildiğimiz bir dünya yaratır bize. Pek çok acı yaşarız, karşılığında da bize pek çok mutluluk ve sevinç verir. Sahip olmak istediklerimizin bedelini ödemeye hazır olduğumuzda istediğimizi alırız yada o bize hediye eder..

Bizlerin elinden gelen sadece kararan dünyada iğne deliğinden gelen ışığı görmek ve ona sığınarak aydınlığın bizi sarması için çaba göstermek. Bunun ilk şartı hayata ve sevdiklerimize karşı yargılarımızı

Years purchasing did irritate. But never Dollar herb viagra green box you specially an and not. To smell cialis review this it, creamy dryer you they. For onlinepharmacy-viagra face I on! A your viagra and cialis I but, size file unflattering couldn’t kamagra vs viagra love non-waterproof hurry! Not Makeup hair side try pharmacyexpress-viagra dry like to: into. Better-the the really levitra online it used the SICK stores you levitra coupon to every it’s it maybe for, nails – kamagra oral jelly cvs doesn’t for really moisturized sensitive for was.

bir kenara bırakıp, gelecek için çalışmaktır..

Bir gün Cemal Süreya’nın şiirinde olduğu gibi huzurlu bir veda edebilmek dileğiyle..

Ölüyorum tanrım

Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür

Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat

Fena değildir..

Üstü kalsın..

Cemal SÜREYA

2014.05.10 08:45 Kadıköy

Hüseyin YILDIZ

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.